25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Ve Dayanışma Günü
23 Kasım 2018

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1999 yılında 25 Kasım ‘’Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslar Arası Mücadele Günü’’ ilan etmiştir. Bu sebeple her 25 Kasım’da tüm ülkelerde çeşitli etkinlikler düzenlenerek kadına yönelik şiddetin gündeme gelmesi ve farkındalık yaratması sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu günün kınama günü olarak kabul edilmesindeki en büyük etken ise Dominik Cumhuriyeti’ndeki Mirabal Kardeşler olarak bilinen Patria, Minerva ve Maria Teresa’nın 25 Kasım 1960 yılında tecavüze uğrayıp öldürülmesinin ardından önce Latin Amerikalı Kadınlar tarafından ardından da tüm dünya kadınları tarafından 25 Kasım bir kınama günü olarak kabul edilmiştir.

                Şiddet, güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümüdür. Şiddet, öğrenilen bir davranıştır. Bu nedenle şiddetin her türlüsü insan hayatına öğrenilerek girer ve en önemli öğrenme kaynağı da kişinin ailesidir. Erkeklerin şiddet davranışına yönelmelerinin nedenlerine baktığımızda; egemenliklerini tehdit altında görmeleri, egemenliklerini güçlendirmek istemeleri, kıskançlık, toplumsal cinsiyet rolünü çok fazla önemseme, aşırı ruhsal değişimler, kadınları küçümseme, problemleri için diğerlerini suçlama gibi durumlardan kaynaklanmakta olduğunu görmekteyiz.

                Kadına Yönelik Şiddet; cinsiyete dayanan, kadını inciten, ona ızdırap veren fiziksel, cinsel, zihinsel hasarla sonuçlanan veya sonuçlanma olasılığı bulunan, kamusal alanda ya da özel yaşamda ona baskı uygulanması ve özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranıştır. Şiddetin fiziksel, ekonomik, cinsel, psikolojik olmak üzere pek çok türü mevcuttur. Örneklerle açıklayacak olursak kadının ailesi, arkadaşı, komşuları ile görüşmesini yasaklamak, kadının evden dışarı çıkmasına izin vermemek, kadının gittiği her yeri gizlice takip etmek, kadını başkalarının önünde aşağılamak, kadınla alay etmek, özel yaşam ve mahremiyet hakkı tanımamak, zorla evlendirmek, namus ve töre nedeni ile baskı uygulamak, kadına vurmak, yaralamak ve hatta öldürmek, kadını kabul edemeyeceği şekilde cinsel ilişkiye zorlamak, kadına tecavüz etmek, kadının çalışmasına izin vermemek kadına yönelik şiddetin türleridir.

                Türkiye’de  Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre Türkiye’deki kadınların %41,9’u  fiziksel ve cinsel şiddete uğramaktadır. % 49,9’la en fazla şiddete maruz kalan kadınlar düşük gelir grubundan oluşmaktadır. Şiddet, yüksek gelir grubunda da azımsanmayacak oranda olup %28,7’dir. Kadınlarımız maalesef ki dünden bugüne daha yoğun bir biçimde şiddete maruz kalmaktadır.       

Ülkemizde her türlü şiddete uğrayan kadın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, ALO 183-Sosyal Destek Hattı, Sağlık Kuruluşları,  Polis Merkezleri, Cumhuriyet Savcılığı, Belediyelerin Kadın Dayanışma Merkezleri, Baroların Kadın Dayanışma Merkezleri ve Adli Yardım Kurulları, Kadın Sivil Toplum Kuruluşlarından herhangi birine başvuruda bulunarak kendini şiddetten korumaya çalışmalıdır.

                Bu hususta evde, sokakta, iş yerinde yaşanan kadına yönelik şiddetin sorumluları yargılanmalı, caydırıcı yasal tedbirler alınmalı ve kadınlarımıza gereken önem ve değerin verilmesi sağlanmalıdır.

 

                                                                                                      

                                                                                                                                         HAZIRLAYAN

                                                                                                                                           Seda DELEŞ

                                                                                                                                        Sosyal Çalışmacı