“1 Aralık Dünya AIDS Günü” nedeni ile Sağlık Müdürü Dr. EnginPEHLİVANbir
değerlendirme yaparak şu açıklamaları yaptı;
İlk kez 1980’li yıllarda tanımlanan
HIV Enfeksiyonu yıllardan bu yana tüm
dünyada din, dil, ırk, cins, ülke ayırımı yapmadan yayılmaya devam etmektedir.
Hastalık korunmasız cinsel temas, ortak paylaşılan
enjektörlerle damar içi madde kullanımı, gebelik sırasında ve doğum sırasında
anneden bebeğe ve kan transfüzyonu yolu ile bulaşabilmektedir. Bu geçiş yolları
nedeni ile HIV enfeksiyonu, erişkinlerin yanı sıra, tüm yaş gruplarında
görülebilmektedir.
Hastalığın tam anlamıyla tedavisi bulunmamakla birlikte
uygulanan ilaç tedavileri ile HIV/AIDS hastalığından ölümler azalmakta ve
kişiler yaşantılarına devam edebilmektedir. Bununla birlikte uygulanan ilaç
tedavisi ile bulaşıcılık azalmakta,
gebelik sırasında uygulanan tedaviyle HIV virüsü taşıyan anneden bebeğe hastalık bulaşması engellenebilmektedir.
Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı UNAIDS 2015 yılı raporuna göre;
dünyada 2015 yılı içinde yaklaşık 2.1 milyon kişinin HIV enfeksiyonuna
yakalandığı, dünyada 36,7 milyon HIV taşıyıcısının bulunduğu ve 1,1 milyon
kişinin AIDS nedeni ile öldüğü belirtilmektedir.
Ülkemizde nüfus artışı, hastalığa ilişkin farkındalığın artması, tanı ve
tedavi hizmetlerindeki gelişmeler neticesinde
HIV/AIDS vaka sayılarında artış görülmektedir. Ancak Türkiye hala
dünyada HIV/AIDS açısından hastalığın az sıklıkta görüldüğü ülkeler arasında
değerlendirilmektedir. Ülkemizde bildirimi yapılan vakaların %75’i erkek,
%25 i ise kadındır. Vakaların %16’sının yabancı uyruklu olduğu, bulaşma
yollarına göre değerlendirme yapıldığında vakaların yarısından çoğunun cinsel
yolla bulaştığı tespit edilmiştir.
HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır ve korunma önlemleri
tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur. En sık görülen bulaşma yolu cinsel
temasla olduğu için bu yolla korunma büyük önem taşımaktadır. Tek eşliliğin
yanı sıra, riskli cinsel temasta doğru kondom kullanımı, hastalığın cinsel
yolla bulaşmasına karşı en güvenli ve basit korunma yollarıdır.
Diğer bir bulaş yolu olan kan ve kan ürünleri ile olan
bulaşmaya karşı korunma amacı ile 1987 yılından beri de ülkemizde kan ve kan
ürünleri HIV yönünden test edilmektedir. Organ ve doku nakilleri öncesinde
gerekli testlerin yapılması HIV geçiş riskini en aza indirmektedir. Ayrıca,
dövme ve piercing gibi uygulamaların temiz ve steril koşullarda yaptırılması,
vücuda takılan delici, kesici özellikli takılar ortak kullanılmaması, tek
kullanımlık steril enjektör kullanılması HIV bulaşma riskini azaltmaktadır.
Hastalık, virusu taşıyan kişilerle
birlikte oturmak, yemek yemek, aynı iş yerinde çalışmak, aynı okulda okumak, el
sıkışmak, öpüşmek, tokalaşmak, telefon, kitap, defter gibi araçları, ortak
duş-banyo alanlarını ve tuvaletleri ortak kullanmakla bulaşmaz.
Ülkemizde;HIV/AIDS hastalığının yayılımının önlenmesi
hedefiyle toplumda ve yüksek riskli davranışta bulunan gruplarda korunma ve
önleme çalışmalarına öncelik verilmesi, HIV ile yaşayan kişilere yönelik ayrımcılık
ve damgalanmanın önlenmesi, şüpheli teması olan kişilerin HIV/AIDS hastalığı,
bulaşma, korunma yolları konusunda bilgilendirilmesi ve doğru
yönlendirilmeleri, HIV ile yaşayan kişilerin tedaviye kolay ve kesintisiz
biçimde ulaşmasının sağlanması, sosyal destek, bakım olanaklarının
iyileştirilmesi ve yaşam kalitelerinin arttırılması için çalışmalar
yürütülmekte ve yeni çalışmalar planlanmaktadır.
Bakanlığımız, etik kurallar ve insan haklarını gözeten
yaklaşımlar doğrultusunda ve DSÖ öneri ve uygulamaları takip edilerek, konunun
tüm taraflarını kapsayacak bir bakış açısı ile çalışmalarını işbirliği ve
dayanışma içinde sürdürmeye devam etmektedir.
“VİRÜSLE SAVAŞMANIN EN ETKİLİ YOLU,
ONDAN KORUNMAKTIR.”